Dijital ekranlar üzerinde daha iyi bir grafik görüntüsü elde etmek için elbette her şeyden önce daha iyi bir grafik kartına ihtiyacınız var. Grafik kartı dediğimizde ise elbette hepimizin aklına gelen şey GPU. Fakat aslında temelde aynı şeylermiş gibi görünseler de bir GPU'yu (Grafik işlemci ünitesi) standart bir CPU'dan (Merkezi işlem birimi) ayıran şey tam olarak nedir?

Aslında her iki donanım unsuru da bir anlamda aynı görevi yerine getiriyor; bir problemle yüzleşiyorlar, 0 ve 1 dilinde bunu inanılmaz hızlarda çözüyorlar. Bir CPU ve GPU arasındaki gerçek fark ise her ikisinin de mimarisinde gizli. Her bir yapının sahip olduğu belirli sayılardaki çekirdeklerin her biri yeni bir matematik probleminin anlık bir biçimde çözülmesine olanak tanıyor. Bu anlamda GPU'ların CPU'lardan çok daha fazla sayıda çekirdeğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin Mac Pro'da altı adet çekirdek varken NVidia GTX 980 grafik kartında 2.000'in üzerinde çekirdek var. 

Fakat daha fazla çekirdek her zaman için daha iyi bir şey olmak zorunda değil. Aradaki farkı daha iyi anlamak adına GPU'yu bir fabrikaya, CPU'yu ise ünlü fizikçi Steven Hawking'e benzetebiliriz. Her biri bir çekirdekle temsil edilen fabrika işçileri (yani GPU) basit ve benzer görevleri harika bir biçimde yerine getirebilirler. Diğer yandan Hawking (yani CPU) inanılmaz zeki olsa da yalnızca bir kişi. Dolayısıyla onun yeteneği de yapay zeka gibi tekil ve karmaşık problemlerde çok daha iyi sonuçlar veriyor.

Kısacası; her ikisi de benzer yollarla çalışsa da, sağlam bir oyundan en iyi performansı almak için hem akıllı bir CPU'ya hem de güçlü bir GPU'ya ihtiyacınız olacak.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz