Bildiğimiz gibi daha geçtiğimiz günlerde yeni bir dünyanın keşfedildiğini öğrendik. Yine sadece son bir yıl içerisinde Plüton'un yüzeyinden, uzayda yetiştirilen ilk çiçeğe; Mars'ın yüzeyinde bulunan tuzlu su kalıntılarından, evrenin en büyük kara deliğine kadar birçok yeni bilgiye şahit olduk.

Bununla birlikte, her ne kadar uzayın keşfine yönelik çalışmalar özellikle şu son yıllarda hiç olmadığı kadar ivmelenmiş olsa da keşiflerdeki bu başarılar, uzay gemileri konusunda (en azından henüz) gösterilmiş değil.

İzleyenlerin bileceği (ve izlemeyenlere de şiddetle önereceğimiz) üzere Yıldızlararası (Interstellar) filminde alternatif dünya arayışı için bir uzay görevi başlatılıyordu. Fakat hedeflenen gezegenlerin mesafesi çok uzun olduğu için astronotlar, solucan deliğini kullanarak mesafeyi kısaltıyordu.

Fakat az önce de ifade ettiğimiz gibi bu bir teoriden ibaret, yani gerçekliği henüz kanıtlanmamış. Örneğin günümüzde Mars'a gitmek ortalama 5 ay sürüyor. Sürenin fazla olması da şüphesiz araştırmaların uzun sürmesine neden oluyor. Yıllar öncesi gönderilen uzay robotları, gezegenlere dair bilinmeyenleri, yeni yeni göndermeye başladı. İşte NASA, uzay yolculuğundaki bu süreyi kısaltmayı hedefliyor. Bildiğimiz üzere günümüzdeki uzay araçları kimyasal roketle çalışıyor.

NASA bilim insanlarından Philip Lubin ise uzay aracını lazer itim gücünü kullanarak, elektromanyetik hızlanma yöntemiyle hareketlendirmeyi planlıyor. Lubin'in tasarladığı sistem henüz üretilmedi fakat hesaplamalara göre 100 kg ağırlığındaki insansız bir uzay robotunun Mars'a ulaşması 3 gün sürecek. İçinde insan taşıyan, daha büyük ve daha ağır uzay araçlarının ise yaklaşık 1 ayda Mars'a ulaşması hedefleniyor. Yani NASA'nın bugün kullandığı fırlatma sisteminin 5 katı kadar daha hızlı.

Bildiğimiz gibi daha geçtiğimiz günlerde yeni bir dünyanın keşfedildiğini öğrendik. Yine sadece son bir yıl içerisinde Plüton'un yüzeyinden, uzayda yetiştirilen ilk çiçeğe; Mars'ın yüzeyinde bulunan tuzlu su kalıntılarından, evrenin en büyük kara deliğine kadar birçok yeni bilgiye şahit olduk. Bununla birlikte, her ne kadar uzayın keşfine yönelik çalışmalar özellikle şu son yıllarda hiç olmadığı kadar ivmelenmiş olsa da keşiflerdeki bu başarılar, uzay gemileri konusunda (en azından henüz) gösterilmiş değil. İzleyenlerin bileceği (ve izlemeyenlere de şiddetle önereceğimiz) üzere Yıldızlararası (Interstellar) filminde alternatif dünya arayışı için bir uzay görevi başlatılıyordu. Fakat hedeflenen gezegenlerin mesafesi çok uzun olduğu için astronotlar, solucan deliğini kullanarak mesafeyi kısaltıyordu. Einstein-Rosen köprüsü olarak da bilinen solucan deliği teorisi, Nathan Rosen ve Albert Einstein tarafından ileri sürüldü.

Zamanda kısayol olarak bilinen bu teori, beyaz delikler ve kara delikler arasındaki bağlantıya deniyor. Fakat az önce de ifade ettiğimiz gibi bu bir teoriden ibaret, yani gerçekliği henüz kanıtlanmamış. Örneğin günümüzde Mars'a gitmek ortalama 5 ay sürüyor. Sürenin fazla olması da şüphesiz araştırmaların uzun sürmesine neden oluyor. Yıllar öncesi gönderilen uzay robotları, gezegenlere dair bilinmeyenleri, yeni yeni göndermeye başladı. İşte NASA, uzay yolculuğundaki bu süreyi kısaltmayı hedefliyor.

Bildiğimiz üzere günümüzdeki uzay araçları kimyasal roketle çalışıyor. NASA bilim insanlarından Philip Lubin ise uzay aracını lazer itim gücünü kullanarak, elektromanyetik hızlanma yöntemiyle hareketlendirmeyi planlıyor. Lubin'in tasarladığı sistem henüz üretilmedi fakat hesaplamalara göre 100 kg ağırlığındaki insansız bir uzay robotunun Mars'a ulaşması 3 gün sürecek. İçinde insan taşıyan, daha büyük ve daha ağır uzay araçlarının ise yaklaşık 1 ayda Mars'a ulaşması hedefleniyor. Yani NASA'nın bugün kullandığı fırlatma sisteminin 5 katı kadar daha hızlı. Uzay aracında kimyasal yakıt kullanılmayacağından ötürü, büyük bir ağırlıktan kurtulmuş olunacak ve böylelikle araç daha hızlı hareket kabiliyetine sahip olacak.

Bilim insanı Lupin, uygulanması halinde çığır açacak projesini şu şekilde özetliyor; “Kimyasal sistemler yakıt ile sınırlı ancak elektromanyetik hızlanma sadece ışık hızıyla sınırlı. Yoğun ışık kaynağı kullanılarak hızlanma sağlanılabilir." Lubin'in bu fikri ilk başta çok ütopik geliyor. Fakat kendisine göre günümüzdeki teknoloji bunun için yeterli düzeyde.

Projenin nasıl olacağını daha iyi anlayabilmemiz için bir de animasyon yapılmış

 

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz