Teknolojinin gelişmesi ile artık verilerimizi dosyalar halinde raflarda değil, bilgisayar temelli ortamlarda saklıyoruz. Bu sebeple, bu verilerin saklanmasının ya da transferinin güvenle gerçekleştirilmesi, bilgilerin üçüncül şahıslar tarafından ele geçirilmemesi için oldukça önemli. Bilgisayar ya da mobil cihazlar içerisindeki verilere erişimde güvenliği sağlamak için, parola, parmak izi, yüz tanıma ya da retina tarama gibi yöntemlerin kullanıldığına aşinayız. Ancak, yeni yapılan bir çalışmada güvenlik önlemi olarak oldukça ilginç bir yöntem öneriliyor. Bu yöntemde, verilere erişimde parola yerine kalbinizin boyutlarının kullanılabileceği öne sürülüyor. Geliştirilen sistem, kalbin ölçülmesinde düşük seviye Doppler radarı kullanıyor ve başka bir kişinin sisteminize girmesini engellemek için de kalbinizi sürekli takip ediyor. Bu sistem, parolaların ve diğer biyometrik tanımlayıcıların güvenli ve potansiyel olarak daha etkili bir alternatifi olabilir. Nihayetinde de, akıllı telefonlar ve havaalanı güvenlik alanlarında kullanılabilir. Sistemde kullanılan radarın sinyal gücü Wi-Fi sinyalinin gücünden çok daha düşük ve sağlık açısından herhangi bir tehdit oluşturmuyor. Artık Wi-Fi sinyalleri tarafından çevrelenmiş ortamlarda yaşıyoruz ve yeni sistem de Wi-Fi cihazları gibi sağlık açısından risk oluşturmadan çalışıyor. Okuyucunun yaydığı radyasyon, akıllı telefonlardan gelen radyasyonun yüzde 1’inden bile daha az, 5 milivat. Sistem ilk defa bir kalbi tarıyorsa yaklaşık 8 saniyeye ihtiyaç duyuyor. Daha sonrası için monitör, aynı kalbi sürekli olarak tanıyabiliyor. Araştırmacılara göre, her insanın kalbi, şekli ve boyutu açısından benzersiz. Üstelik, çok ciddi kalp rahatsızlıkları olmadığı sürece bu kombinasyon değişmiyor. Kalp temelli biyometri sistemleri aslında neredeyse 10 yıldır kullanılıyor. Bu sistemlerin kullanılmasına ilk olarak e.k.g sinyallerini ölçen elektrotlarla başlanmıştı. Ancak, insan kalbinin geometrisinin özelliklerini tanımlama için karakterize eden temassız bir cihaz geliştirilmemişti. Yeni sistemin parmak izi ve retinal taramalar gibi mevcut biyometri araçlarına kıyasla birçok avantajı mevcut. İlk olarak bu sistem pasif ve temassız olarak çalışıyor. Bu nedenle kullanıcıların tekrar tekrar oturum açmak için kimlik doğrulaması yapma ihtiyacı kalmıyor. Sistemin diğer bir avantajı da kullanıcıları sürekli izlemesinden ortaya çıkıyor. Dolayısıyla, bu sistemin tanımlanın kullanıcısı uzaktayken sistemin çalışması imkansız hale geliyor. Araştırmacılar, sistemi küçültmeyi ve bilgisayar klavyelerinin köşelerine yerleştirmeyi planlıyor. Sistem aynı zamanda cep telefonlarında kullanıcı tanımlama için de kullanılabilir. Havaalanı kullanımı için de, bu sistem sayesinde 30 metreye kadar tanımlama gerçekleştirilebilir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz